Sevgili babalar: Kızlarınız şiddete maruz bırakıldıklarını anlattılar. İşte size anlatmama sebepleri

Bu yazı, ‘ekleme’ ve ‘önemli notlar’ başlıklı bölümler hariç, Monica Hesse’nin 2 Ekim 2018’de Washington Post’ta yayımlanan yazısından uyarlanmıştır. Başlık da orijinal yazıdan çeviridir.


Sokakta kadınlara laf atılması ve sözel taciz ile ilgili yazdığım yazının ardından bir baba bana e-mail atmıştı. Üniversite çağındaki kızının bu gibi bir duruma hiç maruz bırakılmadığı için çok mutlu olduğundan bahsetmişti. Ertesi gün ise tekrar yazdı... Kızıyla sohbet etmişlerdi konu üzerine. Kızı ona bu gibi durumlara, o hafta da dahil olmak üzere, birçok kez maruz bırakıldığını paylaşmıştı. Bunu babasıyla daha önce paylaşmamasının sebebi, onu bu acıdan korumak istemesiydi.



Kaynak: jcomp/freepik


Kadınların çok duygusal ve kırılgan olduğuna dair varolan tüm genellemelere rağmen, su yüzüne çıkan birçok olay bize kadınların zaten çoktandır bildiği bir gerçeği gösteriyor. Hayatımızda sevdiğimiz erkekleri, bizim başımıza gelen kötülüklerden korumak için çok emek harcıyoruz.


Hayatımızda sevdiğimiz erkekleri, bizim başımıza gelen kötülüklerden korumak için çok emek harcıyoruz.

Kızlar, genç kadınlar babalarına söylemiyorlar çünkü…


Babalarının kalplerinin kırılmasını istemiyorlar…

Babalarının ağlamalarını istemiyorlar…

Babalarının kendilerine hakim olamayıp söz konusu faili öldürüp hapse girmesini istemiyorlar…


Ve yazının ele almadığı, ama Türkiye’nin gerçekleri doğrultusunda:

Babaları tarafından şiddete maruz kalacaklarında korkuyorlar…

Babalarının, onları şiddete maruz bırakan kişiyle evlendireceğinden korkuyorlar…

Babalarının onları evlatlıktan reddedeceğinden korkuyorlar…

Babalarından utanıyorlar…


Ve oğlanlar… Genç erkekler…

Babalarının gözünde daha az erkek gözükmekten, onları hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorlar…

Babalarıyla ilişkileri zedelenmesini istemiyorlar…


Ses çıkaramayan tüm çocuk ve gençlerin babalarına… Çocuklarınız bu acıları üzerlerinde taşıyor; kendileri üstesinden gelemedikleri için değil, sizin üstesinden gelebileceğinize inanmadıkları için…

Ses çıkaramayan tüm çocuk ve gençlerin babalarına… Çocuklarınız bu acıları üzerlerinde taşıyor; kendileri üstesinden gelemedikleri için değil, sizin üstesinden gelebileceğinize inanmadıkları için… Hakim olamayacağınız duygularınızın daha fazla olumsuz sonuç getireceğini düşündükleri için… Onları, eskisinden olduğundan farklı göreceğinizi düşündükleri için… Onları suçlayacağınızı düşündükleri için… Onları koruyamadığınızı düşünüp kendinizi suçlayacağınızdan korktukları için…


Yakın arkadaşlarımdan biri çocukluğunda sistematik olarak tacize maruz bırakıldığından, ama şimdi iyi olduğundan bahsetti. Babasına, mahvolmasın diye, söylememişti. Bunun aslında ne kadar ironik bir şey olduğunun da farkındaydı. Kendi iyileşme sürecinde bile bir erkeği derin acıdan koruma kaygısındaydı.


Okuyan herkese: Babanıza, güvenliğinizi tehdit etmeyecek ve size şifa verecek bir şekilde söyleyebiliyorsanız, söyleyin. Kardeşlerinize söyleyin. Bırakın biraz rahatsız hissetsinler; acınızın bir kısmını paylaşmalarına izin verin. Onların cahil olmalarına izin vermeyin. Eğer babanız mağdur suçlayıcı ya da fail koruyucu yargılar oluşturacaksa, bırakın bir de söz konusu sevdiği biriyken bu varsayımları yapmanın zorluğuyla başa çıksın.


Ve eğer siz kendiniz bir babaysanız ve bunun kızınıza (ekleme: ya da çocuğunuza) asla olmayacağına inanıyorsanız - nereden biliyorsunuz?


Kendi iyileşme sürecinde bile bir erkeği derin acıdan koruma kaygısındaydı.


Ekleme:


Çocuklarınıza, hayatındaki tüm güzellikleri de sıkıntıları da sizinle paylaşması için güvenli bir alan yaratıyor musunuz? Sizinle paylaştıklarına inanmaya hazır mısınız? Onların ihtiyaçlarını kendi öfkenizden önde tutmaya hazır mısınız? Bir haber gördüğünüzde, ‘yine abartıyorlar’, ‘iftiradır kesin’, ‘genç kızın gece gece işi ne’ gibi madur suçlayıcı yorumlarda bulunuyor, bunları düşünüyor musunuz? Toplum için olmasa da, çocuğunuz için bu algılardan ve önyargılardan arınmak için adımlar atmaya hazır mısınız?


Sevgili babalar, canımız babalar… Lütfen bizleri yalnız bırakmayın. Acımızı sizlerle paylaşıp sizden destek almakla, sizi ağlatmak arasında seçim yapmak zorunda bırakmayın bizi.


Önemli birkaç not:


Anne-baba ikililiğinden ziyade, toplumsal cinsiyet rollerinin altında ezilmemiş bir ebeveynlik modelinin mümkün olduğunu savunan biri olarak, bu başlığı neden direkt çevirdiğime açıklık getirmek isterim: Çünkü bu kalıpları henüz aşamadık ve geçler bundan nasibini alıyor. Özellikle söz konusu ilişkiler, cinsellik ve cinsel şiddet olduğunda, genç kadınların altında olduğu baskı, ebeveynlerle iletişimi engelliyor, iletişimin mümkün olduğu durumlarda ise baba, diğer alanalarda da sıkça olduğu gibi, korkulan bir figür oluyor. Baba figürünün ailenin direği olarak konumlandırdığımız toplumlarda, o direği zedelemek, ailenin, ve itibarın da zedelenmesi anlamına geliyor. Duygular da, yine aynı kalıplar sebebiyle erkekliği zedeleyecek faktörlerin başında geliyor.


İkinci değinmek istediğim konu ise, bu başlığın neden sadece kız babalarına seslendiğiyle ilgili. Cinsel şiddet sadece kadınları ya da kız çocukları etkileyen bir problem değil. Ülkemizde de, dünyada da cinsiyeti ve kimliği ne olursa olsun birçok çocuk ve genç cinsel şiddete maruz bırakılıyor. Bu yazı, sadece kızların ya da kadınların cinsel şiddete maruz bırakıldığı ya da oğlan/erkeklerin görünmez ya da önemsiz olduklarını için değil, kız çocuk ve genç kadınların özellikle hayatlarında değer verdikleri erkekleri korumak adına destek görememesini ele almakta. Bu yazı diğer gerçeklikleri yok saymak değil, belli bir fenomeni ele almak adına sizlerle paylaşılmıştır.


Oğlan ve erkeklerin maruz bırakıldığı cinsel şiddet durumlarında, sosyal medyada, gerekli makamlara bildirimlesinde, ve aile içinde iletişiminde toplumsal erkeklik algıları sebebiyle farklı bir takım bariyerlerle karşılaşılmaktadır. Tüm dünyada cinsel şiddet bildirimleri düşük olup, erkeklerin bu suçları bildirme ihtimalleri kadınlara göre de daha düşüktür.


Son olarak, çocuğa yönelik cinsel istismardan bahsettiğimizde, failin çoğunlukla çocuğun çok yakınında olan biri, ve zaman zaman baba ya da üvey babası olduğu bilinmektedir. Bu yazı, bu gerçeğin farkında olarak hazırlanmış, ve babası/üvey babası tarafından istismara maruz bırakılan kişilerin, yine o kişileren destek alması gerektiğini kesinlikle ima etmemektedir.


Cinsel şiddetle ilgili kavram sözlüğü için tıklayın.


İhbarda bulunmak için tıklayın.


Yazının orijinali için tıklayın.

1,966 görüntüleme
  • Gri LinkedIn Simge
  • Instagram

2020 © Rayka Kumru Tüm hakları saklıdır.